Sponsorlu Bağlantılar

Ünlü Müzisyen Anıl Uzun: ‘Atonal müzik hayatın her alanında var’

Ünlü Müzisyen Anıl Uzun: ‘Atonal müzik hayatın her alanında var’

  1. ve 20. Yüzyılda müzikte yaşanan ton krizi sonrası Atonal müzik geliştirilmiştir. Atonalitenin en geniş anlamına bakıldığında bir ton merkezi ya da anahtarı olmayan müzik olarak nitelendirilebilir. Bu müzikte tek, merkezi bir tona odaklanan perde hiyerarşisi bulunmamaktadır. Kromatik skalanın notaları birbirinden bağımsız şekilde çalışır. Ünlü müzisyen Anıl Uzun Atonal müziğin hayatın her alanında olduğunu düşünüyor. Sistemin bir denge unsuru bulmak ve aynı tonda titreşmek için çaba sarf ettiğini ancak hiyerarşik düzenin bir türlü tutturulamadığını bunun da Atonal müzikle son derece eş bir yapı çizdiğini ifade eden Uzun, Atonalitenin bir dönem şiirden edebiyata kadar yoğun şekilde sanata sızdığını söylüyor. Hayatın bir yansıması olarak standart bir ritmin bazı hallerde tutturulamayacağını ifade eden Uzun, Atonal müziği herkes dinlemese de esasında yaşamlar Atonal bir yapıya sahip, diyor.

Yıllar içerisinde klasik müzikte meydana gelen ton krizinin doğurduğu Atonal müziğin aslında insanın hayata anlam yüklemeye çalışırken geldiği armonik olmayan bir alan olduğunu ifade eden Anıl Uzun, bir ton tutturma telaşı hayatın her alanında var, ama bu her zaman mümkün olmuyor. Bazen son derece ritimsiz hayatlar yaşıyoruz. Bazı kulaklara bu müzik rahatsız edici gelebilir. Bazı kişiler bu müzikten hiç hoşlanmayabilir. Ama hayatın içerisinde var olan bir şey olduğunu bilerek Atonal müziğe yaklaşmak gerekiyor, ifadelerini kullandı.

Türkiye’de ikinci yeni döneminde Behçet Necatigil, Hüseyin Cöntürk, Ece Ayhan, Hilmi Yavuz gibi sanatçıların eserlerinde Atonaliteyi kullandığı görülüyor. Özellikle Behçet Necatigil’in Kareler kitabının bu şekilde yazıldığı ifade ediliyor. 1907 yılında Joseph Marx tarafından bilimsel bir çalışmada ortaya konan Atonalite kavramı sonrasında bir tez olarak ortaya çıktı. Ancak bu tarihten önce 1885 yılında Franz Liszt, Arnold Schoenberg gibi müzisyenler Atonal parçalar ürettiler.

Atonal müziğin belirsiz akorlar, olası olmayan armonik çekimler ve tonal müzik tarzında görülenden daha sıra dışı melodilere sahip olduğunu belirten Anıl Uzun, bu müzikte tonların ve armonilerin birbiriyle ilişkisinde bir gevşeme olduğunu ifade ediyor. Bu yönüyle insanın içindeki uyumsuz yanlara hitap eden Atonal müziğin kişisel gelişimde önemli bir yapı taşı teşkil ettiğini, müziğin ruha hitap eden yönleri düşünüldüğünde Atonal müziğin insan ruhunun uyumsuz parçasını keşfetme aracı olabileceğini ifade eden Anıl Uzun, kesinlikle Atonal müzik dinlenmesi gerektiğini vurguluyor.

Atonalitenin ilk aşaması Serbest atonalite veya özgür kromatizm olarak adlandırılıyor ve geleneksel diyatonik uyumu önlemek için bilinçli bir girişim içeriyordu. Bu dönemin eserleri arasında Alban Berg’in Wozzeck (1917–1922) operası ve Schoenberg’in Pierrot Lunaire (1912) yer almaktadır. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra başlayan ikinci aşama da ise 12 tonla besteleme yöntemi veya on iki ton tekniği olan sistematik bir tonlama olmadan beste yapma girişimleri oldu. Nazi Almanya’sında Atonal müzik aşağılayıcı bir müzik türü olarak nitelendi ve birçok müzisyenin Atonal müzik yapması engellendi. Schoenberg’in vefatinden sonra Igor Stravinsky tarafından on iki ton tekniğini kullanıldı ve Iannis Xenakis tarafından Atonal müzikle alakalı matematiksel formüllerden perde setleri üretildi.

Ünlü müzisyen Anıl Uzun, Atonal müzik bestelemenin belirsiz tonlar sebebiyle karmaşık görünebileceğini ifade ediyor. Kendi içerisinde bir tutarlılığı olsa da Atonal müzik özde dinlenmesi ve üretilmesi son derece zor bir müzik diyen Anıl Uzun, her müzik severin hayatının bir bölümünde Atonal müziğe göz atması gerektiğini belirtiyor.

Atonal müziğe dair kompozisyon tekniklerinin başka bir yaklaşımı ise atonal müziğin ardındaki teoriyi geliştiren isim Allen Forte tarafından verilmektedir. Forte, müzikte iki ana işlemi tanımlamaktadır: transpozisyon ve tersine çevirme. Transpozisyon, akorun her notasının eşit olarak saat yönünde ya da saat yönünün tersine döndürüldüğü bir sistemdir. Ters çevirme ise 0 ve 6’nın oluşturduğu eksene göre simetrik bir yansıma olarak görülebilir.

 

Daha Fazla Göster

Berkan Yıldırım

1992 doğumlu. Eskişehir Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümü 3. sınıf öğrencisi. 2 yıldır çeşitli dergilerde editörlük görevi yapmaktadır. En büyük hayali ulusal bir gazetede editörlük görevine devam etmek.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı